GÜNDEM: YENİLENEBİLİR ENERJİ - Ak Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık : Ak Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık

GÜNDEM: YENİLENEBİLİR ENERJİ

Nisan 2, 2015  

Ekran Alıntısı

“Önümüzdeki 10 yılda ülkemizde artan enerji talebimizi karşılamak üzere, yılda ortalama 12 milyar dolar, toplamda ise 120 milyar dolarlık enerji yatırımına ihtiyaç duyulmakta”

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık,  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayesinde Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği’nin organize ettiği Kıtalararası Rüzgar Enerjisi Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmada, dünyada nüfus artışı, sanayileşme, hızlı şehirleşme ve teknolojinin günlük hayattaki ağırlığı arttıkça, ülkelerin enerjiye olan talepleri ve kişi başına düşen enerji tüketiminin de hızlı şekilde yükseldiğini söyledi.

Ekonomik büyüme ile enerji talep artışı arasında güçlü bir korelasyon olduğuna işaret eden Işık, enerji talebinin karşılanması için ülkelerin, enerji tür ve kaynaklarını çeşitlendirmeye ve enerji arz güvenliğini sağlamaya yöneldiğini anlattı.

Bakan Işık, bugün uluslararası ilişkilerin, enerji arz güvenliği konusunun dışında düşünülmesinin mümkün olmadığının altını çizerek, şunları kaydetti:

“Bölgemizde devam eden siyasi istikrarsızlıkların ve yaşanan çatışmaların arkasında yer alan esas unsurun enerji arzı güvenliğini sağlama, enerji kaynaklarını ve yollarını kontrol etme mücadelesi olduğunu bilmemiz gerekiyor. Son 12 yılda Türkiye ekonomik büyüme ve enerji alt yapısını güçlendirme açısından başarılı bir performans sergilemiş bir ülke olarak öne çıkmaktadır. ”

Türkiye’nin geçen 10 yıllık dönemde OECD ülkeleri arasında enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülke olduğunu anımsatan Işık, bugün dünyanın 16’ıncı ve Avrupa’nın 6’ıncı büyük ekonomisine sahip olan Türkiye’nin başarı hikayesinin yazılmasında, sanayi çarklarının sağlıklı dönmesinde, halkın mutluluk ve refahında enerji sektörünün önemli rol oynadığını anlattı.

Fikri Işık, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ancak ülkemizde kişi başına elektrik tüketimi 3 bin 237 kilovat saat ile 6 bin kilovat saat olan AB ortalamasının oldukça altındadır. Bu da bize ülkemizin elektrik tüketiminde henüz doyuma ulaşmadığını göstermektedir. Yapılan tahminlere göre 2023 yılında kişi başına elektrik tüketimimizin 5 bin kilovat saat seviyesine çıkması beklenmektedir. Bugün 12 yıl öncesine göre 2 kat daha fazla enerji tüketiyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağımız 2023 yılında bilgi toplumuna geçiş yapmayı hedefleyen bir ülke olarak bugüne kıyasla 2 kat daha fazla enerji tüketeceğiz. Önümüzdeki 10 yılda ülkemizde artan enerji talebimizi karşılamak üzere, yılda ortalama 12 milyar dolar, toplamda ise 120 milyar dolarlık enerji yatırımına ihtiyaç duyulmakta.”

Işık, hükümet olarak, enerji talep artışını karşılamak ve enerji arz güvenliğini sağlamak için çalışmalarını yoğun şekilde sürdürdüklerine dikkati çekerek, “Enerji konusunda strateji ve politikalarımız, enerji arz güvenliğinin sağlanması, alternatif enerji kaynaklarının kullanılması, kaynak çeşitliliğinin oluşturulması, yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması, sürdürülebilirlik, enerji piyasalarında serbestleşme, enerji verimliliği temellerine dayanmaktadır” diye konuştu.

IŞIK: Türkiye’nin, sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde, sahip oldukları enerji kaynaklarını etkin, verimli ve çevreye zarar vermeyecek şekilde kullanmak zorunda olduğunu söyledi.

Kalkınmanın temel girdisi olan enerji üretiminde yenilenebilir kaynaklara gereken önemi vererek hem çevre alanındaki sorumluluklarını yerine getirmiş hem de enerji arz güvenliğini sağlamış olacaklarını dile getiren Işık, şöyle devam etti:

“Fosil enerji kaynakları açısından zengin olmayan ülkemizin elektrik üretiminde ilk sırayı yüzde 48,11’lik pay ile doğal gaz alırken, onu yüzde 29,56 payla kömür takip etmektedir. Yerli kaynağımız olan hidrolik enerjinin elektrik üretimindeki payı yüzde 16,14, rüzgar enerjisinin yüzde 3,34, jeotermalin ise yüzde 0,90’dır. Enerjide yüzde 85 dışa bağımlı ülkemizin 2014 yılındaki enerji ithalatı için ödediği fatura yaklaşık 55 milyar dolardır. Enerji ithalatı, Türk ekonomisinin cari açığının en büyük kalemini oluşturmaktadır. Eğer ülkemiz enerji üretiminde kendine yeter olsaydı, geçen yıl yaklaşık 9 milyar dolar cari fazla vermiş olacaktık. Bu nedenle ürettiğimiz elektriği daha verimli kullanmak, kaynaklarını çeşitlendirmek ve üretiminde yerli, doğal ve sınırsız olan rüzgar, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına daha fazla ağırlık vermemiz gerekmektedir.”

Ülke olarak, yenilenebilir kaynakların elektrik enerjisi üretimi içindeki payının 2023 yılında en az yüzde 30 düzeyinde olmasını hedeflediklerini vurgulayan Işık, rüzgar enerjisinin çevre dostu, yerli, doğal ve tükenmez olması, kurulum ve işletme maliyetinin her geçen gün azalması gibi avantajlar sunan temiz bir enerji kaynağı olduğunu söyledi.

Işık, rüzgar enerjisi teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sonucu, rüzgar kaynaklı elektrik üretiminin maliyetleri hızla azaldığını belirterek, modern bir rüzgar türbininin, 20 yıl önceki benzerinden 180 kat daha fazla elektriği, bugün yarı maliyetine üretebildiğini ifade etti.

Verimli bir üretim sahasında üretilen rüzgar kaynaklı enerjinin, kömür veya doğalgazla üretilen enerjiyle fiyat açısından rekabet edebilir düzeye geldiğini aktaran Işık, “Ülkemizde rüzgar enerjisi santrallerinin kurulumu her geçen yıl artmış ve 2005 yılında 20 megavat olan rüzgar enerjisi toplam kurulu gücü 2014 yılında yaklaşık 188 kat artarak 3 bin762 megavata ulaşmıştır. EDPK, 2018 yılına kadar ayrılan 3 bin megavatlık rüzgar enerjisi santralinin kurulması için 24-30 Nisan 2015 tarihleri arasında önlisans başvurularını almaya başlayacak” ifadelerini kullandı.

2023 yılına kadar Türkiye’nin rüzgar enerjisi toplam kurulu gücünün 20 bin megavata çıkarılmasının hedeflendiğini vurgulayan Işık, bu hedef doğrultusunda gelecek 8 yılda 16 bin 238 megavatlık rüzgar enerjisi tesisinin devreye alınacağını söyledi.

Bu durumun, Türkiye’de en az 5 bin 400 adet rüzgar enerjisi türbinine ihtiyaç duyulacağı anlamına geldiğini belirten Işık, azami 1 megavata kadar lisanssız küçük santraller de dikkate alınırsa bu adetin daha da artacağı öngörüsünde bulundu.

 “Türkiye’de yatırım yapan firma bizim için yerli firmadır”

 

Bakan Işık, tüm bu veriler ışığında gelecek 8 yılda Türkiye’de 8,5 milyar dolardan fazla bir rüzgar türbini pazarı oluşacağını dile getirerek, Rüzgar Enerjisi Santralleri (RES) devreye alındıktan sonra gerekli bakım ve idame hizmetlerinin, bu pazar hacmini daha da büyüteceğini söyledi.

Türkiye’nin 48 bin megavatlık rüzgar kapasitesi göz önüne alındığında, 2023’ten sonra da RES türbini açısından önemli bir pazar ve üretim potansiyelini barındırmaya devam edeceğini belirten Işık, “Ülkemizin ihtiyaç duyduğu sanayi ürünlerinin yerli üretimle karşılanarak dışa bağımlılığımızın azaltılması, hükümetimizin öncelikli politikalarından birisidir. Yerli üretim bağlamında, burada bir hususu özellikle vurgulamak istiyorum: Biz 2003 yılında mecliste çıkardığımız bir yasayla, ülkemizde yatırım yapan tüm firmalar arasındaki yerli ve yabancı ayırımını kaldırdık” diye konuştu.

Hangi ülkeden olursa olsun, bir firmanın Türkiye’de yatırım yapmış ise o firmayı yerli firma olarak kabul ettiklerini kaydeden Işık, 5346 Sayılı Kanun çerçevesinde yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin satın alma garantisi ile kilovatına 7,3 dolar sent verildiğini söyledi.

Işık, ayrıca santralin yapımında kullanılan mekanik veya elektro-mekanik aksamın yurt içinde imal edilmiş olması halinde, bu bedele ilaveten üretim tesisinin işletmeye giriş tarihinden itibaren beş yıl süreyle ilave fiyatların eklendiğini ifade etti.

Aynı durumun, 1 megavata kadar olan lisanssız RES’ler için de geçerli olduğunu belirten Işık, “AK Parti hükümetlerinin sağladığı bu teşviklerle yerli malı girdi kullanan RES’lerin fizibiliteleri daha uygun hale gelmektedir. Bu bağlamda 250 kilovatlık ilk yerli RES tesisi kabulünün ekim 2014’te Bandırma’da gerçekleşmesinden memnunum” dedi.

 “MİLRES Projesi ile yüzde 90’a yakın yerlilik oranı sağlamak hedefleniyor”

 

Fikri Işık, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarı, gelişmiş sınai altyapısı, nitelikli iş gücü, büyüyen iç pazarı ve en önemlisi uyguladıkları teşvik ve destek mekanizmalarının yerli ve yabancı tüm yatırımcılara cazip bir yatırım ortamı sunduğunu söyledi.

Bakanlık ve ilgili kuruluşlarla birlikte girişimcilerin yapacağı Ar-Ge faaliyetlerine yönelik 2015 yılı için toplam 1,5 milyar TL bütçe ayırdıklarını belirten Işık, Ar-Ge, inovasyon ve endüstriyel uygulama alanlarındaki KOSGEB desteklerinin miktarlarını yüzde 50 artırdıklarını kaydetti.

Işık, TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları (TEYDEB) bünyesinde rüzgar enerjisine ait proje başvuru sayılarının 2003- 2014 yıllarında yaklaşık 8,5 kat, desteklenen proje sayısının ise 8 kat arttığını, 65 projeye toplam 8,3 milyon TL destek verildiğini bildirdi.

Yine TÜBİTAK Araştırma Destek Programları (ARDEB) bünyesinde, rüzgar enerjisi teknolojileri alanında 2007 yılından bu yana 81 proje başvurusu yapıldığını aktaran Işık, bu projelerden 15’i için desteklenme kararı verildiğini, toplam destek bütçesinin 2,4 milyon TL olduğunu dile getirdi.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Enerji Enstitüsü’nde yürütülen iki projeye ilişkin bilgi veren Işık, şöyle devam etti:

“Bunlardan ilki olan milli rüzgar enerji sistemleri geliştirilmesi ve prototip türbin üretimi amacıyla başlanan Rüzgar Enerjisi Santrali Teknolojilerinin Geliştirilmesi (MİLRES) Projesi ile yüzde 90’a yakın yerlilik oranı sağlamak ve bu alanda yerli üretimin önünü açmak hedeflenmektedir. TÜBİTAK MAM tarafından rüzgar enerjisi alanındaki diğer proje ise Türkiye’de rüzgardan Üretilen Elektriksel Güç İçin İzleme ve Tahmin Sistemi Geliştirilmesi Projesidir. Projede, RES’lerin Türkiye Elektrik Sistemi’ne geniş ölçekli entegrasyonunun sağlanması amacıyla bir rüzgar gücü izleme ve tahmin sistemi geliştirilmesi ve sistemin ülke geneline yaygınlaştırılması amaçlanmaktadır. Proje kapsamında, ilk aşamada 14 adet santralin, ikinci aşamada ise 10 adet santralin sisteme bağlantısı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, tahmin ve izleme yazılımlarının geliştirilmeleri de tamamlanmıştır.”

Işık, Türkiye’nin son yıllarda demokratikleşme alanında attığı adımları, hukuk reformlarını, insan hak ve özgürlüklerini geliştirmek amacıyla yaptığı düzenlemeleri de bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini belirtti.

Türkiye olarak yerli ve yabancı girişimcilerin yapacağı yatırımlar konusunda her türlü kolaylığı sağlamaya hazır olduklarını ve bugüne kadar Türkiye’ye yatırım yapan kimsenin kaybetmediğini söyleyen Işık, gerek Ar-Ge gerekse üretim yatırımları açısından uyguladıkları programlarla yatırımcılara çok ciddi teşvik ve destek sunduklarını anlattı.

Işık, yerli ve yabancı tüm yatırımcıları rüzgar enerjisi teknolojileri başta olmak üzere tüm alanlarda Türkiye’de yatırım yapmaya davet etti.