BAKAN IŞIK KOCAELİ İL BAŞKANLIĞI DANIŞMA MECLİSİ’NE KATILDI - Ak Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık : Ak Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık

BAKAN IŞIK KOCAELİ İL BAŞKANLIĞI DANIŞMA MECLİSİ’NE KATILDI

Şubat 22, 2015  

kocaeli il danışma

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, Kocaeli AK Parti İl Başkanlığı 74. Danışma Meclisi’ne katıldı.

İzmit ilçesindeki restoranda düzenlenen Danışma Meclisi’nde konuşan Işık, büyük başarıyla yürütülen

Süleyman Şah Türbesi’nin taşınması operasyonunun herkesin göğsünü kabarttığını belirterek,

dostlara güven ve gurur verdiğini, düşmanlara korku saldığını, bazı hasetleri de hasedinden

çatlattığını söyledi.

Operasyonda kaza sonucu bir askerin şehit olduğunu anımsatan Işık, “Trabzon-Maçka doğumlu Halit

Avcı kardeşimize Rabbimden rahmet niyaz ediyorum. Ailesinin ve milletimizin başı sağ olsun. Türkiye,

artık dilediği anda bu tip operasyonları yapma gücüne sahip, çok güçlü bir ülke, bunu bir kez daha

teyit etmiş olduk” ifadesini kullandı.

Işık, Ege Üniversitesinde karşıt görüşlü gruplar arasında çıkan olaylarda hayatını kaybeden Fırat

Yılmaz Çakıroğlu’na da Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diledi.

Özgecan Aslan’ın vahşice öldürülmesi nedeniyle herkesin çok üzüldüğünü anlatan Işık, “Maalesef

birileri bu vahşice, hunharca olayı siyaseten ranta çevirmeye çalıştı. Bunlar, toplumun tamamını

birleştirmesi gereken, bir daha böyle olayların yaşanmaması için gereken tedbirlerin konuşulması

gereken olaylardır. Maalesef başta ana muhalefet partisi olmak üzere bu olayı siyasi ranta

dönüştürme çabası var” şeklinde konuştu.

-Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın öldürülmesi

Işık, olayı istismar etmek isteyen siyasetçilerin Özgecan’ın ailesinin ortaya koyduğu vakur tavrı örnek

alması gerektiğini vurguladı.

“Ailesine sabırlar diliyorum ama bu olayın bize bir şeyi bir kez daha düşünmek için vesile olması

gerektiğini düşünüyorum” diyen Işık, şunları kaydetti:

“O da değerler eğitimi. Biz öyle bir medeniyetin mensubuyuz ki insanı yaşatmayı, devleti yaşatmanın

ön koşulu gören medeniyetin mensubuyuz. ‘Bir kişiyi öldürenin bütün insanları öldürmüş kadar büyük

vebal ve günah içinde olduğunu’ söyleyen medeniyetin mensubuyuz. Kadına el kaldırmayı, en büyük

acizlik gören medeniyetin mensubuyuz. Acaba ne oluyor da kadınlarımıza yönelik şiddette

toplumumuzda artış var? Sadece bu artış Türkiye’de değil, onu da söyleyeyim. Pek çok gelişmiş Batı

ülkesinde maalesef kadına yönelik bu şiddet artarak devam ediyor. İşte burada her birimizin bir kez

daha düşünmesi gereken kavram, değerler eğitimidir.

Çocuklarımız, benliklerini bulmaya başladığı andan itibaren değerlerimizle yoğrulmalarına daha fazla

odaklanmalıyız. Her ne kadar ‘değerler eğitimi’ dediğimiz zaman CHP’nin Genel Başkanı, ‘sizler

toplumu dönüştürmeye çalışıyorsunuz’ diye suçlasa da toplum olarak değerler eğitimine daha fazla

odaklanmalıyız. Ondan sonra bu tip olay olduğu zaman da ‘AK Parti döneminde toplumda ahlaki

gerileme var’ diye eleştiriyorlar. Kardeşim gel, birlikte değerler eğitiminin bu ülkede daha güçlü

şekilde verilmesi için iş birliği yapalım. Yok ama böyle menfur bir olay olunca da hemen bunu AK

Parti’ye saldırı için bahane görüyorlar.”

Fuat Avni mesajlaşmaları ve kaset iddiaları

Işık, son dönemde “Fuat Avni” denilen, kimliği açıkça yazılmayan kişiyle CHP’li milletvekili arasında

geçtiği iddia edilen konuşmaların medyaya yansıdığını anımsattı.

“Bu, bizim açımızdan son derece önemli, çok vahim konuşmalar” ifadesini kullanan Işık, şu görüşleri

paylaştı:

“Eğer iddialar doğruysa bu, çok vahim bir durum ama bu iddiaların doğruluğuna yönelik de bizde çok

ciddi bazı kanaatler var. Bu ülkeye çok büyük hizmetler vermiş ve halkın doğrudan seçtiği ilk

cumhurbaşkanı olarak da şu anda ülkesine hizmet eden Recep Tayyip Erdoğan’ın kızına suikast dahi

konuşulmuş. Bu, çok vahim bir şey. Bu konuşmalar, CHP ile paralel yapının nasıl iş birliği yaptığının

göstergesidir. Bu konuşmalar doğruysa CHP’nin paralel yapı tarafından nasıl esir alındığının da ayrıca

göstergesi. Bizi endişelendiren, korkutan bu olayların sadece birer basit konuşma olmamasıdır.”

Anayasa değişikliği paketinin ikinci tur görüşmeleri bitmek üzereyken ortaya çıkan kasetlerle Deniz

Baykal’ın CHP Genel Başkanlığı görevini bırakmak zorunda kaldığına dikkati çeken Işık, demokrasilerde

partilerin genel başkanlarının kongrelerle değişmesi gerektiğini söyledi.

Işık, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O zaman çok dikkatimizi çekmemişti ama hemen ardından Pensilvanya’dan ‘biz bu işin içinde yokuz’

diye açıklama gelmişti. CHP, demokratik olmayan yöntemle genel başkanını değiştirdi. Daha sonraki

süreçte CHP, sürekli antidemokratik birtakım oluşumların içinde oldu ve destek verdi. 17-25 Aralık

sürecine giderken, Gezi olaylarında CHP’nin tutumu, demokrasiden ve millet iradesinden yana

olmadı. Özellikle 17-25 Aralık sürecinde o gün ismi geçen milletvekilinin bazı açıklamaları, bu

iddiaların doğruluğuna yönelik kanaatimizi kuvvetlendiriyor. Ne demişti? ‘Öyle şeyler göreceksiniz ki

AK Partili’ler sokağa çıkamayacak’. Nereden biliyorsunuz? ‘Bunlar 30 Mart’ı değil, 25 Mart’ı

göremeyecek’. Nereden biliyorsun? Birileri sana bazı şeyleri mi servis ediyor? Başka ne dedi? ‘Recep

Tayyip Erdoğan, Malezya’ya kaçacak’. Bunları söyleyen kişinin bu konuşmanın tarafı olması bu

iddiaları güçlendiriyor.

Demokratik ülkede hiçbir parti, demokrasi dışı güçlerle iş birliği yapamaz. Bu, demokrasiye ihanettir.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu konuları bir an önce açıklığa kavuşturma mecburiyeti, üzerindeki bu

töhmeti bir an önce netleştirme zorunluluğu var. Yoksa hepimiz bu noktada derin endişe taşımaya

devam edeceğiz.”

“Toplumda bilgi kirliliği oluşturularak sanki İç Güvenlik Paketi, ülkemiz, milletimiz, demokrasimiz için

son derece tehlikeli ve sakıncalı gibi sunulmaya çalışılıyor” diyen Işık, Mecliste her türlü meşru ve

meşru olmayan engelleme girişimine başvuran muhalefet partilerinin söylediklerinin aksine, paketin

ülkenin barışını, huzurunu, kardeşliğini ve demokrasinin daha da güçlenmesini esas aldığını, son

derece gerekli olduğunu anlattı.

Işık, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ey muhalefet, gelin, neye itirazınız varsa oturalım, konuşalım. Tekrar gözden geçirelim. Bize göre bu

paket iyi bir paket ama sizin varsa gördüğünüz bir yanlışı, eksiği, kusuru, gelin… Meclisin çalışma

usulü var. Bu usul içinde masaya yatıralım ve değerlendirelim ama yok, ‘biz bu paketi geçirmeyeceğiz.

Ne yapacağız? AK Parti milletvekillerini tahrik edeceğiz. AK Parti milletvekillerine hakaret edeceğiz. AK

Parti milletvekillerini tehdit edeceğiz hatta çok ağır sözler söyleyeceğiz. Onlar da kalkacaklar, Mecliste

kavga çıkacak ve bu paket geçmeyecek.’ AK Parti, milletten aldığı yetkiyi, kimsenin tehdidiyle

kullanmaktan çekinmez. Ülkemiz, milletimiz, demokrasimizin geleceği için atmamız gereken adımları

atarız, almamız gereken tedbirleri alırız.”

Paketin iç güvenlik birimi jandarma ve sahil güvenlik birimlerinin faaliyetlerini büyük oranda İçişleri

Bakanlığına bağladığına dikkati çeken Işık, jandarmanın iç güvenlikten sorumlu İçişleri Bakanlığına

bağlanmasının son derece gecikmiş karar olduğunu vurguladı.

Işık, sahil güvenlik ile ilgili birimlerde İçişleri Bakanlığı’nca denetiminin arttırılmasının, özellikle

demokrasi açısından ileri bir adım olduğunu aktardı.

“Bu paket totaliter değil, demokrasi için gerekli”

İç Güvenlik Paketi’nin evlerde veya iş yerlerinde ifade alma imkanı sağladığını belirten Işık, bazı

şüphelilerin ‘illa karakola, mahkemeye gel’ uygulaması yerine evinde veya iş yerinde ifade almanın

önünün açıldığını aktardı.

Suçüstüyle sınırlı kalmak kaydıyla cinsel sapıklık, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu imali ve

ticareti, fuhuş ve hırsızlık gibi suçlardan mülkü idare amirinin izniyle 24 saat, şiddete dayalı toplu

suçlarda ise 48 saat gözaltı yetkisi verildiğine işaret eden Işık, “Şimdi bunun neyi sakıncalı?” diye

sordu.

Paketin sadece Türkiye’ye özgü, birilerinin iddia ettiği gibi otoriter rejime giden düzenleme olmadığını

vurgulayan Işık, “Fransa, İtalya, Danimarka ve Bulgaristan’da 24 saat gözaltı yetkisi var. Almanya’da 36

saat, Avusturya, Belçika, Polonya, Estonya ve İrlanda’da 48 saat, İspanya ve Macaristan’da 72 saat

doğrudan gözaltı yetkisi var. Bu ülkeler totaliter rejime gitmiyor ama Türkiye’de böyle düzenleme

yapılınca ‘totaliterliğe gidiş var’ deniyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Toplumda sağduyu

sahibi hiç kimse bu düzenlemeye karşı çıkar mı?” şeklinde konuştu.

Işık, molotofkokteyliyle sokağa çıkarak, iş yerine atanlar için iyi niyetli olduklarının söylenemeyeceğini

kaydederek, düzenlemeyle molotofkokteylini silah kapmasına alacaklarını anlattı.

Yargıtayın bu konuyla alakalı örnek kararı bulunduğuna dikkati çeken Işık, kararda “Eğer birisi elinde

molotofkokteyliyle bir insana saldırıyorsa aynı tabancayla kurşun sıkmış gibi muamele görür diyor”

ifadesini kullandı.

Bu karara aklı başında kimsenin itiraz edemeyeceğini dile getiren Işık, demokrasi için toplumun

güvenliğinin teminat altına alınması gerektiğini söyledi.

“Ana muhalefet genel başkanı mısın, yoksa teröristin avukatı mısın?”

Işık, “Yüzüne maske takıyor, bez sarıyor. Sokakları ateşe veriyor. Kobani olaylarında yaşadık, 30-40

insanın canı gidiyor” diyerek, cezayı artırdıklarında da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun

yüzüne maske takanların biber gazından korunmak istediklerini söylediğini belirtti.

Işık, Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sen, CHP’nin genel başkanı mısın, yoksa bu molotofçuların, bu yüzünü kapatan teröristlerin avukatı

mısın? Ondan sonra bir olay oldu mu, ‘nerede bu hükümet, nerede bu devlet?’ diyor. Önce ne

olduğuna karar ver. Ya bu ülkenin huzurundan, sükunundan sorumlu, bu noktada ülkenin politikasına

katkı vermek durumundaki ana muhalefet genel başkanı mısın, yoksa teröristin avukatı mısın? Bu

noktada bir karar vermeni bekliyoruz.

Bir yasa tasarısı düşünün, CHP, MHP ve HDP, aynı saftalar, iş birliği yapıyorlar. Bir koalisyon

kurmuşlar. Sayın Başbakanımız, çok güzel ifade etti. ‘Bu koalisyon molotof koalisyonudur’ dedi. CHP’yi

anlarız. Onlar, AK Parti’nin yaptığı her şeye kafadan karşı çıkıyor. Allah şifalar versin, ciddi bir

hastalıktır. HDP’yi anlıyoruz. HDP, ‘sokakları gerektiğinde terörize edersem ancak başarılı olabilirim’

anlayışında. Seçimlerde insanları tehdit edecekler. ‘HDP’ye oy vermezseniz şöyle yaparız, böyle

yaparız’ diyecekler. Ondan sonra da ‘demokrasiyi savunuyoruz’ diyecekler. Demokrasinin en temel

şartı, millet iradesine saygıdır. HDP’nin bugüne kadar milletin iradesine saygı gösterdiğini gördünüz

mü?”

“Bu paket, çözüm sürecinin garantisidir”

Işık, çözüm sürecinin garanti altına alınması için İç Güvenlik Paketi’nin mutlaka Meclisten geçirilmesi

gerektiğini dile getirdi.

Çözüm sürecini, kardeş kavgasının bitmesini istemeyen pek çok iç ve dış mihrak bulunduğuna dikkati

çeken Işık, konuşmasını şöyle tamamladı:

“İstiyorlar ki ‘istediğimiz anda biz bu çözüm sürecini sabote edebilelim’ ama yeni düzenlemeyle buna

izin verilmeyecek. Bu İç Güvenlik Paketi, çözüm sürecini de teminat altına alan pakettir. İç Güvenlik

Paketi, Türkiye’de huzurun, barışın ve kardeşliğin teminat altına alınmasına yöneliktir. “CHP’yi

anladık, HDP’yi anladık. Peki MHP, hangi akılla sen bu pakete karşı çıkıyorsun? Sokakların terörize

edilmemesi noktasında Sayın Bahçeli’nin hassasiyetini biliyoruz. İyi de hangi akla hizmet ediyorsunuz

da bu pakete karşı çıkıyorsunuz? Bunu anlamak mümkün değil.

Polis aracı durdurdu, ‘aç bagajını’ diyemiyor. İlla savcıdan arama yetkisi gerekiyor. Yani ‘terörist

efendi, sen bekle, ben gideyim, savcıdan izin kağıdı alıp geleyim’ de seni sonra arayayım. Türkiye’nin

etrafına bakın. Kaç ülkede çok ciddi terör sıkıntısı var? Kaç ülkede iç savaş, çatışma, büyük kargaşa

var? Böyle bir ortamda bu İç Güvenlik Paketi’ne karşı çıkmak insaf ehlinin yapacağı iş değildir.”